Amerikalıların Gözünden Avrupa'ya Taşınmanın Avantajları ve Zorlukları
Portekiz, Yunanistan ve İsviçre'ye yerleşen beş Amerikan vatandaşının yaşam tecrübeleri, yeni bir ülkede hayat kurmanın getirdiği olumlu ve olumsuz yönleri ortaya koyuyor.
Amerika Birleşik Devletleri'ni terk ederek Avrupa ülkelerine yerleşen beş Amerikalının deneyimleri, kıtada yeni bir hayata başlamanın getirdiği fırsatları ve karşılaşılan zorlukları gözler önüne seriyor.
Portekiz'de Yaşam ve Emeklilik
Beş yıl önce San Diego'dan Portekiz'in Porto şehrine yerleşen emekli Paula Dreyfuss, yıl içinde birden fazla tatil yapabilme ve haftada birkaç kez dışarıda yemek yiyebilme imkanından duyduğu memnuniyeti dile getiriyor.
Yerli halkın sıcakkanlı olduğunu belirten Dreyfuss, gece vakti yalnız yürürken dahi kendini güvende hissettiğini vurgularken, bürokrasi ve yeni bir dil öğrenmenin süreçteki zorluklar arasında yer aldığını ifade ediyor.
Yunanistan'ın Peloponnese Bölgesi
Florida'dan Yunanistan'ın Peloponnese bölgesine taşınan Jeffrey Davidson ve Walter Zak, binlerce yıllık tarihi kalıntılarla iç içe bir yaşam sürdüklerini belirtiyorlar.
Bölgenin kaotik enerjisini sevdiklerini söyleyen çift, deprem ve orman yangınları gibi sorunların yanı sıra havaların beklediklerinden biraz daha soğuk olabildiğine dikkat çekiyorlar.
İsviçre'ye Uyum Süreci
Emily ve Robert Toole çifti, iş teklifi üzerine Cenevre'ye taşındıktan sonra İsviçre'de on yıldan uzun süredir hayatlarını sürdürüyorlar.
İş imkanıyla gelmelerine rağmen ilk yılın kendileri için oldukça zor geçtiğini belirten çift, İsviçre toplumunun mesafeli yapısına alışmanın zaman aldığını ancak doğa odaklı yaşam tarzının çocuk büyütmek için ideal olduğunu düşünüyor.