Kıyamet Senaryolarında Hayatta Kalmak İçin En Uygun ve En Riskli Bölgeler Araştırıldı
Global Challenges dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırma, nükleer savaş ve pandemiler gibi büyük küresel felaketlerde sığınılabilecek en güvenli ve en tehlikeli coğrafyaları masaya yatırdı.
Bilim insanları, küresel çapta yaşanabilecek büyük felaketler ve kıyamet senaryoları karşısında insanlığın hayatta kalma şansını artıran ve azaltan ülkeleri belirledi.
Araştırmanın Kapsamı ve Kriterleri
Global Challenges dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, nükleer savaşlar, siber saldırılar ve büyük pandemiler gibi dünyayı sarsabilecek olaylar sırasında sığınılacak en iyi ve en kötü ülkeleri inceledi.
Araştırma; nüfus, coğrafi özellikler, gıda üretimi ve enerji kaynaklarının bolluğu gibi temel hayatta kalma unsurlarını göz önünde bulundurarak değerlendirmeler yaptı.
Avustralya ve Tazmanya'nın Avantajları
Araştırma bulgularına göre Avustralya ve özellikle Tazmanya eyaleti, sahip oldukları uzak konum, yüksek gıda üretimi ve enerji sağlayan mineraller sayesinde dünyanın en dayanıklı yerleri arasında öne çıkıyor.
Uzmanlar, kriz dönemlerinde ayakta kalabilecek yetkin bir yönetime sahip olmanın ve dış dünyadan izole, bol kaynaklı bölgelerde bulunmanın hayati önem taşıdığını vurguluyor.
Rusya ve İngiltere İçin Riskler
Goethe Üniversitesinden Profesör Florian Jehn liderliğinde yürütülen çalışmada, Rusya gibi ülkelerin üst düzey nükleer hedef olması ve zayıf yönetim yapıları nedeniyle kıyamet senaryolarında dezavantajlı olduğu belirtildi.
İngiltere'nin ada olması nedeniyle kısmi koruma sağladığı ancak yine nükleer hedef konumunda bulunması ve uzay hava olaylarına yatkınlığı sebebiyle risk barındırdığı ifade edildi.
Kaçınılması Gereken Yerler ve Uyarılar
Uzmanlar, büyük çaplı bir armagedon durumunda ölüm tuzaklarına dönüşebilecek kalabalık kentsel alanlardan kesinlikle kaçınılması gerektiğini önemle tavsiye ediyor.
Avustralya gibi avantajlı bölgelerin dahi sel ve çalı yangınları gibi bazı doğal riskler barındırdığı, ayrıca tamamen izole olmanın uzun vadede dezavantaj yaratabileceği ifade ediliyor.