Küresel Akademik Soğuk Savaş ve Yükseköğretimde Yaşanan Gelişmeler
Küresel jeopolitik rekabetlerin yükseköğretimi ve bilim diplomasisini nasıl etkilediği incelenirken, ABD'deki zorluklar ve Avrupa'daki demokratik değişimler ele alınıyor.
Küresel jeopolitik rekabetlerin ve artan neo-milliyetçiliğin yükseköğretim ile bilim diplomasisini derinden etkilediği yeni bir akademik soğuk savaş süreci yaşanıyor.
Küresel Jeopolitik ve Akademik Etkiler
Yeni bir akademik soğuk savaşın ortaya çıkışı, yükseköğretim kurumlarını ve bilim diplomasisini doğrudan etkileyen küresel jeopolitik rekabetlerle yakından ilişkilidir.
Bu süreç; 11 Eylül saldırıları, mülteci krizleri, neo-milliyetçilik akımları, Rusya ile Çin'in rakip olarak dönmesi, Brexit, COVID-19 pandemisi ve Donald Trump'ın ABD başkanlığına geri dönüşü gibi travmalarla tetiklenmiştir.
Avrupa Siyasetindeki Demokratik Değişimler
Avrupa'daki siyasi değişimler, bölücü popülist hareketlere karşı umut vadeden önemli gelişmeler arasında yer almaktadır.
Polonya daha merkezci ve AB yanlısı bir hükümete doğru adımlar atarken, Macaristan'da yeni bir yönetim iş başına gelmiş ve İsveç siyasetinde merkez sol yönlü bir değişim yaşanmıştır.
ABD'de Yükseköğretim ve İdare Gerilimi
Amerika'daki yükseköğretim topluluğu, açılan dava mücadeleleri ve önerilen akademik mükemmellik sözleşmelerinin reddedilmesi yoluyla yönetimin politikalarına karşı direniş göstermektedir.
Buna karşın idare, kar amacı gütmeyen vergi statülerini hedef alan IRS yaptırımlarını kullanarak ve araştırma fonlarını siyasi atamalarla denetleyerek yürütme yetkisini sürdürmektedir.
Küresel Direnç ve Açık Bilim Ağları
Yaşanan bu baskılara ve akademik milliyetçiliğe rağmen, küresel ölçekteki dengeleyici güçler bilimin ve araştırmaların bağımsızlığını korumaya devam etmektedir.
Açık bilim hareketinin direnci, CERN gibi dayanıklı uluslararası araştırma ağları ve bilimsel diasporalar aracılığıyla sağlanan araştırmacı hareketliliği bu dirence katkı sunmaktadır.