Tropikal Ekosistemler ve Koruma Hedefleri İçin Maden Tehdidi
Ermenistan'daki BM Biyoçeşitlilik Zirvesi öncesinde yayımlanan araştırmalar, milyonlarca hektarlık koruma altındaki tropikal alanların maden ve enerji projeleriyle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu.
ABD merkezli çevre grubu Earth Insight tarafından gerçekleştirilen yeni bir araştırma, milyonlarca hektarlık korona altındaki tropikal ekosistemlerin çakışan madencilik, petrol ve gaz ruhsatları nedeniyle büyük bir tehlike altında olduğunu ve bunun küresel koruma hedeflerini zayıflatabileceğini ortaya koydu.
Koruma Hedefleri ve Zirve Beklentileri
Ermenistan'ın Erivan kentinde 18 Ekim tarihinde başlayacak olan yeni tur BM biyolojik çeşitlilik görüşmeleri öncesinde yayımlanan araştırma, hükümet taahhütlerinin hedeflerin gerisinde kaldığını gösteriyor. COP17 toplantısında, dünya topraklarının, tatlı sularının ve okyanuslarının yüzde 30'unu koruma altına almayı amaçlayan 30x30 taahhüdünün durumunu gösteren küresel bir değerlendirme yayımlanacak.
Ruhsatların Kapsadığı Alanlar
Earth Insight'ın uzaysal analiz yöntemini kullanarak yaptığı incelemeler, petrol ve gaz sahalarının Fransa büyüklüğüne yakın bir alanı, yani 61 milyon hektardan fazla bir bölgeyi ihlal ettiğini ortaya koydu. Ayrıca madencilik ruhsatları da korunan alanlar içerisinde 42,7 milyon hektarlık ek bir bölgeyle örtüşüyor.
Mevcut Tahribatlar ve Riskler
Araştırma kapsamında incelenen ruhsatların bir kısmı şimdiden ulusal parklarda tahribata yol açarken, Kamboçya'daki Phnom Prich yaban hayatı sığınağı açık maden ocağı açılması sebebiyle 10 bin hektarlık alan kaybetti. Ülkenin bozulmamış tropikal ormanlarının önemli bir kısmının madencilik ve enerji geliştirme tehdidiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor.
Deniz Biyoçeşitliliği ve Enerji Krizi
Amazon'daki kritik deniz biyolojik çeşitliliğine sahip alanların yüzde 40'ından fazlasının korumasız kaldığı, bu oranın Güneydoğu Asya ile Orta Amerika'da yüzde 50'yi aştığı ifade edildi. Enerji güvenliğini artırma çabalarındaki ülkelerin yeni ruhsatlar vermesiyle birlikte ekosistemler üzerindeki baskı daha da artıyor.