Sıkı Para Politikasıyla Tüketim Yavaşlarken Üretim ve İhracat Öne Çıkıyor
Sıkı para politikasının etkisiyle hanehalkı tüketiminde yavaşlama görülürken, ikinci çeyrekte sanayi üretimi ve ihracat ön plana çıkmaya başladı.
Uygulanan sıkı para politikası doğrultusunda hanehalkı tüketimi yavaşlama eğilimine girerken, ikinci çeyrek öncü verileri sanayi üretimi ile ihracatın yeniden ön plana çıkmaya başladığını gösteriyor.
Büyüme Dinamiklerinde Değişim
Sıkı para politikasıyla üretim odaklı ve sürdürülebilir bir büyüme hedeflenmesine rağmen ilk çeyrekte hanehalkı tüketimi yüzde 4,8 büyüdü. Net ihracat ise yüzde 2,5 negatif katkı verdi ve bu durum tüketim odaklı büyüme rakamlarında şaşkınlığa neden oldu.
İkinci çeyreğe ait öncü veriler ise büyüme tablosunda ibrenin tersine döndüğüne işaret ediyor. Uzun süredir ekonomiyi taşıyan iç talep yavaşlama gösterirken, üretim ve ihracat yeniden ön plana çıkmaya başladı.
Perakende ve Kredi Eğilimleri
Yaşanan bu dönüşümün ilk işareti tüketim tarafında net bir şekilde ortaya çıkıyor. Perakende satış hacmi artış hızı belirgin biçimde gerilerken aylık bazda da daralma yaşanıyor.
Kredi kartı ve tüketici kredileri üzerinden büyüyen harcama modeli yerini daha kontrollü bir harcama davranışına bırakıyor. Harcamalar yavaşlarken tüketici güveni yükseliyor ve Haziran ayında tüketici güven endeksi son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Enflasyon Süreci
Enflasyondaki düşüş süreci, ekonomideki bu değişimin arkasındaki en temel unsurlar arasında yer alıyor. Mayıs ayında yıllık tüketici enflasyonu yüzde 32,6 seviyesine kadar geriledi.
Ancak yetkililer ve uzmanlar, dezenflasyon sürecinin kolay bölümünün tamamlandığını ve bundan sonraki dönemin daha zorlu geçeceğini belirtiyor.
Sanayi ve Dış Ticaret
Sanayi üretimi Nisan ayında yıllık bazda yüzde 6 oranında bir artış kaydetti. Dış ticaret verilerine göre ise Nisan ayında ihracat yüzde 22,3 artarak 25,4 milyar dolara yükseldi.
Aynı dönemde ithalat yalnızca yüzde 3,1 artış gösterdi ve dış ticaret açığı yaklaşık yüzde 30 oranında daraldı. Buna karşın ithalatın yüzde 71'inin ara mallarından oluşması, üretim yapısının ithal girdilere olan bağımlılığını sürdürdüğünü ortaya koyuyor.
Finansal Kırılganlıklar ve Rezervler
Makro ekonomik görünümdeki en dikkat çekici risk başlığı ise döviz rezervleri olmaya devam ediyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının brüt rezervleri Şubat 2026'daki 218,2 milyar dolardan 12 Haziran itibarıyla 152,1 milyar dolara geriledi.
Swap hariç net rezervler ise 2025 başındaki 71,4 milyar dolardan 29,1 milyar dolara indi. Rezervlerdeki bu hızlı erime, finansal kırılganlıkların tamamen ortadan kalkmadığını ve dış şoklara karşı tampon gücünün zayıfladığını gösteriyor.