Türkiye erken seçim sürecine girdi: Saray hesapları Erdoğan sonrasına odaklandı
Dokuz8 TV'de yayınlanan programda bir araya gelen gazeteci Gökhan Biçici ve analist Selim Akmen, Türkiye'nin erken seçim atmosferine girdiğini ve anayasa değişikliklerinin Erdoğan sonrası dönemi tasarlamayı amaçladığını belirtti.
Türkiye'nin okulların açılmasıyla birlikte siyaset sezonuna girdiğini belirten uzmanlar, ülkenin erken seçim atmosferine sürüklendiğini ve iktidarın anayasa değişikliği arayışlarının merkezinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sonrası dönemi dizayn etme çabasının bulunduğunu vurguladı.
Erken Seçim Atmosferi
Türkiye siyasetinin takvimsel olarak son dönemece girdiğini belirten gazeteci Gökhan Biçici, 2027 yazından önce seçim yapılmış olacağını ya da yaz ve sonbahar aylarında kampanyaların zirve yapacağını ifade etti.
Siyasi analist Selim Akmen ise iktidarın zamanındaki seçimi beklemeyeceğini belirterek, adaylık süreci ve anayasa zorunlulukları nedeniyle 2027 yılında ağır bir baskın seçimin yapılabileceğini dile getirdi.
Ekonomi ve Saray Politikaları
İktidarın iç ve dış politikadaki kararlarının rasyonellikten uzaklaştığını belirten Selim Akmen, kararların halkın seçmediği danışmanlar eliyle şekillendirildiğini ve Saray bürokrasisinin etkili olduğunu savundu.
TÜİK verileri ve ekonomi politikaları üzerinden sanal bir enflasyon düşüşü algısı yaratıldığını kaydeden Akmen, bütçe kaynaklarının dağılımındaki adaletsizlikleri eleştirdi.
Anayasa Değişikliği ve Yeni Model
Gündemdeki yeni anayasa ve seçim yasası tartışmalarının özgürlükler amacıyla yapılmadığını vurgulayan Selim Akmen, hamlelerin Cumhur İttifakı'nın olası oy kayıpları karşısında Erdoğan sonrası dönemi kurgulamayı hedeflediğini belirtti.
Yeni anayasayla birlikte birinci turda en çok oyu alan adayın seçileceği yarı başkanlık modelinin amaçlandığı ifade edilirken, bu durumun MHP lideri Devlet Bahçeli'nin engeline takıldığı hatırlatıldı.
Muhalefet Stratejileri ve Yargı
CHP lideri Özgür Özel'in Meclis bünyesindeki çerçeve yasa ve komisyon çalışmalarında yanlış bir strateji izlediğini savunan Selim Akmen, doğrudan muhatap olma fırsatının kaçırıldığını dile getirdi.
Gökhan Biçici ise muhalif belediye ve siyasetçilere yönelik yargı baskılarını 12 Eylül dönemiyle kıyaslayarak mevcut yargı sisteminin daha da geride olduğunu ifade etti.