Deniz fıskiyelerinden elde edilen bileşik yaşlanma belirtilerini tersine çevirebilir

Serdar HocamYazar & Editör

Bilim insanları, deniz fıskiyelerinde bulunan plazmalojen bileşiğinin yaşlı farelerde bilişsel gerilemeyi ve yaşlanma belirtilerini azalttığını keşfetti.

◉ 0 okunma
Yaşlanmayı, hatta demansı geri çevirmenin anahtarı bu tuhaf deniz canlısında mı gizli?

Uluslararası bir araştırma ekibi, halk arasında deniz fıskiyesi olarak bilinen Ascidiacea canlılarında bolca bulunan plazmalojen bileşiğini içeren takviyelerin, yaşlı farelerde öğrenme becerilerini geliştirdiğini ve yaşlanma belirtilerini geri çevirdiğini ortaya koydu.

Deniz fıskiyelerindeki plazmalojen keşfi

Xi’an Jiaotong-Liverpool Üniversitesi, Stanford Üniversitesi, Şanghay Jiao Tong Üniversitesi ve Çin Bilimler Akademisi Üniversitesi'nden bilim insanları ortak bir araştırmaya imza attı.

Araştırma, deniz fıskiyeleri olarak bilinen Ascidiacea canlılarında bolca bulunan plazmalojen bileşiğini inceledi.

Vücuttaki plazmalojen seviyeleri

Plazmalojenler hücre zarlarının önemli bir parçasıdır ve beyin, kalp ile bağışıklık hücrelerinde yer alır.

Yaş ilerledikçe bu maddelerin seviyesi düşer ve bu azalma Alzheimer ile Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklarda da gözlemlenir.

Fareler üzerinde yapılan deneyler

Araştırma kapsamında yaşlı farelerin diyetlerine plazmalojen eklendi ve takviye verilen farelerde belirgin iyileşmeler görüldü.

Bu farelerin daha kalın, daha parlak ve yeni siyah tüylere kavuştuğu gözlemlendi.

Laboratuvar testleri ve sonuçları

Bilim insanları öğrenme ve hafızayı ölçmek için Morris su labirenti testini kullandı.

Beş günlük eğitimin ardından plazmalojen takviyesi alan yaşlı fareler, genç hayvanlar gibi performans gösterdi.

Beyin fonksiyonları ve enflamasyon

Yapılan incelemelerde takviye alan farelerin daha iyi sinapslara sahip olduğu tespit edildi.

Ayrıca bu farelerin beyinlerindeki enflamasyon seviyesinin belirgin şekilde daha düşük olduğu belirlendi.

Gelecek araştırmalar ve beklentiler

Bulgular umut verici olsa da araştırmalar şimdilik bir hayvan modeli üzerinden yürütülmüştür.

Benzer etkilerin insanlarda görülüp görülmeyeceğini anlamak için ek çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.