Sosyal Medya Algoritmaları Kullanıcıları Öfke ve Kaygı Döngüsünde Tutuyor

Serdar HocamYazar & Editör

Dijital platformların algoritmaları, reklam gelirini artırmak ve kullanıcıların dikkatini sürekli kılmak amacıyla öfke ile kaygıyı tetikleyecek şekilde tasarlanıyor.

◉ 0 okunma
Your feed isn't random. The algorithm is built to keep you angry, anxious and scrolling

Sosyal medya akışlarının tesadüfi olmadığı, aksine kullanıcıları sürekli kaygılı, öfkeli ve ekrana bağımlı tutmak için özel olarak tasarlandığı belirtiliyor. Bu durum insan psikolojisi ve toplumsal yaşam üzerinde ağır etkiler yaratıyor.

Sonsuz Akış ve Öfke Döngüsü

Geleneksel gazetelerin aksine dijital akışlar, doğal durdurma noktalarını ortadan kaldıran sonsuz kaydırma özelliğiyle kullanıcıları kötü haber döngüsünde tutuyor.

Psikologlar, ahlaki ve duygusal dil kullanımının paylaşımları hızlandırdığını, bunun da sakin bilgiler yerine öfkeyi ödüllendiren bir ekosistem yarattığını ifade ediyor.

Bedensel ve Ruhsal Tepkiler

İnsan bedeni bu dijital bombardımana karşı amigdalanın tetiklenmesiyle tepki veriyor ve fiziksel bir tehlikeyle karşılaşıldığı gibi kortizol ile adrenalin salgılıyor.

Kullanıcıların bu gerginliği atacak fiziksel bir çıkış yolu bulamaması kronik strese, uykusuzluğa ve dikkat sürelerinin kısalmasına yol açıyor.

Yalan Haber ve Çarpıtılmış İçerikler

Araştırmalar, dezenformasyon ve sansasyonel içeriklerin güvenilir haberlerden çok daha hızlı yayıldığını ve çok daha fazla öfke ürettiğini açıkça ortaya koyuyor.

Üretilen bu yapay öfke dalgası, başkalarına yönelen saldırganlığa dönüşerek toplumsal bir huzursuzluk ortamı yaratıyor.

Çocuklar ve Gençler Üzerindeki Etki

Çocuklar ve gençler üzerindeki olumsuz etkiler oldukça belirginleşti; çocukluk dönemi oyun tabanlı etkileşimden tamamen telefon tabanlı bir yapıya evrildi.

Sosyal psikolog Jonathan Haidt bu değişimi uyku kalitesindeki düşüş, anksiyete, depresyon ve gençlerdeki artan kendine zarar verme oranlarıyla ilişkilendiriyor.

Küresel Düzenlemeler ve Yasal Tedbirler

Yaşanan bu ruh sağlığı ve toplumsal kaygılar karşısında dünya genelindeki hükümetler bireysel otokontrol anlayışından uzaklaşmaya başladı.

Avrupa Birliği tarafından hayata geçirilen Dijital Hizmetler Yasası gibi daha sıkı şeffaflık zorunlulukları, platformların kurallara uymasını hedefliyor.