Merkez Bankalarının Altın Rezervlerinde Değişim ve Küresel Etkileri
Rusya, Kazakistan ve Türkiye altın rezervlerinde azaltmaya giderken, Polonya alımlarını sürdürüyor. Uzmanlar bu adımların küresel fiyatlara etkisinin sınırlı olacağını belirtiyor.
Küresel altın piyasasında merkez bankalarının rezerv politikaları farklılık gösterirken Rusya, Kazakistan ve Türkiye rezervlerini azaltma yönünde adımlar attı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 2026'nın ocak-ağustos döneminde 82 ton net altın satışı gerçekleştirirken, Polonya altın alımlarına devam ediyor.
Küresel altın piyasasında merkez bankalarının rezerv politikalarındaki farklılıklar dikkat çekiyor. Rusya ve Kazakistan altın varlıklarını azaltma yönünde adımlar atarken Çin ve Polonya alımlarını sürdürüyor. Rusya'nın altın rezervleri eylül ayında yaklaşık 6,2 ton daha azalarak yılbaşından bu yana toplam 62 ton geriledi. Mennica Skarbowa Genel Müdürü Adam Stroniawski, Rusya'nın bu satışlarını Ukrayna savaşı nedeniyle artan bütçe ve savunma harcamalarıyla ilişkilendirdi. Hong Kong üzerinden gerçekleşen işlemlerde Çin Merkez Bankasının önemli bir alıcı olabileceği belirtilirken, ocak-temmuz döneminde bölgeye yaklaşık 100 ton Rus altını ulaştı.
Dünya Altın Konseyi verilerine göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2026'nın ocak-ağustos döneminde 82 ton net altın satışı gerçekleştirdi. Temmuz ayında 1 ton altın satan TCMB, ağustosta 3 tonluk net alımla yeniden rezerv artırırken, eylül sonu itibarıyla resmî altın rezervleri yaklaşık 795 tona ve 107,1 milyar dolara ulaştı. Kazakistan ise yıl sonuna kadar toplam rezervleri içinde altının payını yüzde 78'den yüzde 75'e indirmeyi hedefliyor. Rusya ve Kazakistan'ın aksine rezervlerini artıran Polonya Merkez Bankası ise 700 tonluk altın hedefine yaklaşıyor.
Stroniawski, merkez bankalarının bu adımlarının küresel altın fiyatları üzerinde sınırlı bir etki yaratacağını öngörüyor. Altın, dolar bazında 2024'te yüzde 25,5 ve 2025'te yüzde 67,4 değer kazanırken, 2026'nın ilk dokuz ayında yüzde 4,4 geriledi. Uzman, rezerv azaltma kararlarının genel bir satış eğilimine işaret etmediğini ve kısa vadeli düşüşlerin uzun vadeli yükseliş eğiliminin bittiği anlamına gelmediğini ifade etti.
Kaynaklar
- gazeteoksijen.com · Bağlantı