Sosyal Medya Kısıtlaması Öncesi Yapılan Anket Ebeveynlerin Beklentilerini Ortaya Koydu

Serdar HocamYazar & Editör

EDAM araştırması, ebeveynlerin çocukların korunmasını istediğini ancak mutlak yasaklar yerine ailenin söz sahibi olmasını arzuladığını gösterdi.

◉ 2 okunma
Sosyal medya yasağına anketler ne diyor... Ebeveynler hemfikir ama endişe de var

Türkiye'de 15 yaş altı çocukların sosyal medyaya erişimini kısıtlayan 1 Kasım'daki düzenleme öncesinde yapılan kamuoyu araştırması, toplumun çocukları koruma konusunda hemfikir olduğunu ancak mutlak yasaklar yerine ailenin karar mekanizmasında yer almasını istediğini ortaya koydu.

Araştırmanın Arka Planı ve Destek Oranı

Türkiye'de 15 yaşın altındaki çocukların sosyal medya kullanımını kısıtlayan düzenlemenin 1 Kasım tarihinde uygulanmaya başlanması bekleniyor. Bu süreçte EDAM tarafından Research İstanbul'a yaptırılan kamuoyu araştırması, toplumun konuya yaklaşımını gözler önüne serdi.

Yapılan araştırmaya göre, sosyal medya kısıtlamasına hiçbir çekince barındırmadan destek verenlerin oranı yalnızca yüzde 12 seviyesinde kaldı.

Ebeveynlerin Rolü ve Karar Yetkisi

Research İstanbul'un 12 ilde yetişkin katılımcılarla gerçekleştirdiği çalışmada, 13 yaşındaki bir çocuğun sosyal medya kullanımına kimin karar vermesi gerektiği soruldu.

Katılımcıların yüzde 65'i bu kararın yalnızca ebeveynler tarafından verilmesi gerektiğini belirtirken, yüzde 19'u yasanın çizdiği sınırlar içinde ebeveynlerin karar vermesini savundu. Anne babaların toplamda yüzde 84'ü kararın ailede kalmasını talep ediyor.

Uluslararası Örnekler ve Riskler

Sinan Ülgen'in hazırladığı raporda, Aralık 2025'te 16 yaş altı çocuklara yönelik kısıtlama getiren Avustralya uygulamasına da yer verildi.

Avustralya'da hesaplar kapanmasına rağmen çocukların kullanım oranlarının aynı ölçüde düşmediği ve daha az denetlenen platformlara yönelme riski bulunduğu ifade edildi.

Alternatif Öneriler ve Endişeler

EDAM, mutlak yasaklama yerine risklere ve yaş gruplarına göre farklılaşan bir sistem kurulmasını, eğitim ve sağlık gibi alanlarda ise istisnalar tanınmasını öneriyor.

Katılımcıların yüzde 67'si kişisel verilerin gerçek kimlikleriyle eşleştirilmesinden endişe duymakta, yüzde 53'lük kesim ise geçiş süresi, erteleme ya da uygulamama seçeneklerini tercih etmektedir.