Cemal Süreya'nın Günler eserinde delilik ve yaratıcılık ilişkisi
Şair Cemal Süreya'nın 1984 yılında kaleme aldığı Günler adlı eserinin 59. günü, edebiyat tarihi boyunca delilik ile yaratıcılık arasındaki karmaşık ilişkiyi ve bu durumun önemli isimlerini ele alıyor.
Cemal Süreya'nın 1984 yılında yazdığı Günler adlı eserin 59. gününde, Antonin Artaud başta olmak üzere edebiyat tarihinin önemli isimleri üzerinden delilik ve yaratıcılık arasındaki ilişki derinlemesine değerlendiriliyor.
Günler eserinin niteliği
Cemal Süreya’nın 1984 yılında kaleme aldığı Günler, klasik anlamda bir günlük olma özelliği taşımıyor. Şair bu eserde okuduklarını, hatırda kalanları, edebiyat dünyasına dair gözlemlerini ve zihnine takılan isimleri gün gün kaydediyor.
Edebiyat ile hayatın sürekli birbirine karıştığı bu çalışmada Süreya,imi gün birkaç satırla yetinirken kimi gün ise tek bir meselenin peşine düşerek edebiyat tarihinin derinliklerinde dolaşıyor.
Antonin Artaud ve delilik
Süreya 59. günde Antonin Artaud’dan yola çıkarak edebiyat tarihinin en eski ve en tartışmalı meselelerinden biri olan delilik ile yaratıcılık arasındaki ilişkiyi inceliyor ve konunun çerçevesini çiziyor.
Maurice Nadeau’dan aktardığı sözlerle düşüncesini destekleyen şair, Artaud’nun ömrünün önemli bir kısmını akıl hastanelerinde geçirdiğini ve deliler evine girdikten sonra eserlerinin değer kazandığını vurguluyor.
Edebiyat tarihinin büyük isimleri
Yazının devamında sadece Antonin Artaud değil, aynı zamanda dünya edebiyatından pek çok önemli yazarın yaşamları da delilik ile yaratıcılık ekseninde masaya yatırılıyor.
Gogol, Maupassant, Gerard de Nerval, Nietzsche, Lautréamont, Hölderlin, William Blake, Kleist ve Ezra Pound gibi isimler bu bağlamda değerlendirilen başlıca şair ve yazarlar arasında yer alıyor.