Küresel su rezervlerinin tükenmesi hayati tehdit oluşturuyor

Serdar HocamYazar & Editör

BM Dünya Meteoroloji Örgütü, küresel su kaynaklarının hızla azaldığını belirterek, 2025 yılının nehir akışları açısından son 35 yılın en kurak dönemlerinden biri olduğunu açıkladı.

◉ 0 okunma
Water scarcity poses grave threat to lives as global reserves deplete, UN weather agency warns

Dünya Meteoroloji Örgütü tarafından yayımlanan son rapor, nehirler, yeraltı suları ve buzullardaki bozulmalar nedeniyle küresel su kaynaklarının ciddi şekilde tükenmeye devam ettiğini ve bunun hayati tehditler yarattığını ortaya koydu.

Küresel su kaynaklarında alarm veren düşüş

Birleşmiş Milletler Dünya Meteoroloji Örgütü, yayımladığı son raporunda tatlı su kaynaklarındaki on yıllık bozulma sinyallerine dikkat çekerek anormal su arzı sıkıntılarının artacağını bildirdi.

Açıklanan verilere göre 2025 yılı, küresel nehir akışları bakımından son 35 yılın en kurak dönemlerinden biri olarak kaydedildi ve havzaların yüzde 36'sında normalin altında su seviyesi görüldü.

Yeraltı suları ve karasal depolarda azalış

Örgüt genel sekreteri Celeste Saulo, karasal su depolamanın 2014 yılından bu yana düşüş eğiliminde olduğunu ve izlenen yeraltı kuyularının neredeyse üçte ikisinin normal aralığın dışına çıktığını belirtti.

Uzmanlar, yeraltı suları ve buzulların kurak mevsimlerde kritik bir tampon görevi gördüğünü, ancak bu rezervlerin halihazırda hızla eridiğini ve tükendiğini vurguladı.

Bölgesel krizler ve enerji üretimindeki aksamalar

Ağustos 2026'da Romanya'daki Tuna Nehri'nde su seviyelerinin rekor düzeyde düşmesi, bir nükleer santralin kapatılmasına ve elektrik arzında kesintilere yol açtı.

Orta Avrupa, batı Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri gibi bazı bölgelerin halihazırda su sınırına ulaştığı ifade edildi.

Buzul erimeleri ve geleceğe yönelik uyarılar

Buzul izleme uzmanları, gelecekteki erimelerin kaçınılmaz olduğunu ancak emisyonların azaltılmasıyla bu düşüşün ölçeğinin sınırlandırılabileceğini bildirdi.

Rapor, su kıtlığının sadece iklim değişikliğinden kaynaklanmadığını, yapay zeka merkezleri ve genişleyen endüstrilerin de su kaynakları üzerinde baskı yarattığını kaydetti.